- Ebolax -
Ebolax Emre Şenkal
World Programmer
CV
Profile - Send mail
msn : ebolax@hotmail.com
email : ebolax@gmail.com

Categories

Search

Archive

Calendar

<<  November 2008  >>
SuMoTuWeThFrSa
2627282930311
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
30123456

Pages

Blogroll


İzmir Ender

19.02.2008

Ulan şu Goblins ailesi olarak İzmir'e gelişimiz ne makaraydı ne eğlenceydi bee! Deli gibi özlüyorum walla o günleri. Sözde demo için çizim falan yapcaktık ama paso pizza yedik anasını satayım :) Fil Pizza evimiz Ender liderimiz olmuştu :) Sevgiler saygılar işte fotoğraflar.

Not : Fotoğraflardan biri Ender biraderimin zamanında web sayfası olan "Compu's Place" e ait olan ve Krokiller'ın yapmış olduğu bir logo çalışması.

 



Mortal Kombat 2

18.02.2008

Hacı bu AMIGA'daki "Mortal Kombat 2" gibi oyun bilmem ben amiga zamanından. 4 Disketlik bu harika oyun tam da Arcade salonlarına geldiği dönem bizim elimizdeydi ve hatta Arcade'e gelmeden önce Krokiller'in 2.5 Mbyte'lık Amiga'sında kastırıyorduk (o zamanlar benim Amiga yoktu daha). Kroki'nin Sega Master System'den kalma joypad'i ne hikmetse Amiga'ya uyuyodu ve MK2 de 2 tuş destekliyordu. Benim de C64 zamanında aldığım Python Joystick'in 2 tuşlu olduğunu hesaba katarsak nasıl bir zevk ilen oynandığına dari bir sonuç elde edebiliriz sanırım.

Aslında Krokiller'da işin en iyi tarafı 1 Mbyte RAM'de adam bir fatality yaptığı zaman disket üstüne disket isterken Kroki'deki 2.5 Mbye RAM'dan dolayı oyun ilk yüklenirken ne kadar disket istiyecekse istiyor ondan sonra veriyor RAM'den veriyor RAM'den hastası ediyor çevresindekileri :)

Yalnız MK2 Amiga oyunu olduğuna inanılmayacak kadar iyi bir oynanabilirliğe sahipti ki sonuçta oyunun yapımcısı Midway firması Amiga için bu kadar kasmasa da satardı bu oyunu çünkü deli gibi tanınıyordu ama canım Midway öyle mi yaptı? Tabii ki hayır! en güzel kodlarla hem muhteşem grafik hem de muhteşem oynanabilirliği sundu bizlere.

Ben kendi 1 Mbyte'lık Amiga'mda genelde Reptile'ı seçerdim çünkü Fatality olayında ek disket istemiyordu Reptile. Zaten bir Fatality'sinin disketlik bir tarafı yoktu. Görünmez olup adamı ortadan kesiverdiği için görünmeyen adamın sprite'larını yüklemiyordu haliyle :) Diğer Fatality'de ki benim en sevdiğim ölümlerden biri idi, adamın kafasını bir zıplama mesafesinden diliyle alıverirdi mideye. İşte bu Fatality de disket istemiyordu bu yüzden severdim keratayı.

Oyunun en dertli elemanıysa Shang Tsung isimli şahsiyetti çünkü mna kodumun herifinin diğer karakterlere dönüşebilme yeteneği vardı ve her değişimden sonra yeni disket istiyordu :)

MK2'yi güzel yapan şeylerden biri de konusunun iyi olmasıydı. Bir oyunu oynarken neden oynadığınızı ne yaptığınızı bileceksiniz kardeşim. Mortal Kombat 1'den devam eden konuyu gayet güzel işlemişlerdi ve hatta Sonya'nın Kano'nun esir alınması falan oyuna zevk katıyordu. Açık onuşmak gerekirse resmen büyüleyici bir konusu vardı MK 2'nin. 3 ve sonrasında bozdular içine ettiler konunun.

Ayrıca bu konunun yanı sıra oyunun içine gizlenmiş karakterler, mekanlar falan derken uzunca bir süre oyun ile alakalı olmanı sağlıyordu. Mesela oyunun sonunda sana şifreler veriyordu bu şifrelerin harflerinden anlamlı cümleler çıkarıyordun ve bazı şeyleri nasıl yapacağını öğreniyordun. Arkadaşlar arasında uzun süre muhabbet etmişizdir bu konular hakkında.

Sanırım MK2 en çeşitli platforma çıkan oyundur. Bildiğim tüm makinelerde Amiga, PC, Arcade, SNES olan bir oyundu ve işin güzel tarafı Fatality hareketini birinde nasıl yapıyorsan diğerinde de aynı şekilde yapıyordun (Amiga'daki tuş olayının azlığından dolayı tuş kombinasyonları biraz farklı oluyordu) O dönem PC sahibi olan Başar ve Barış kardeşlerde oyunun PC versionunda (Arcade'in aynısıydı) yok "ormanda ağaçlar konuşunca aparkat vuracaksın" yok "sonya'yı şöyle kurtarıyorsun" gibi oyun hakkında çıkmış çeşitli hurafelerin gerçek olup olmadığını test ediyorduk. Barış'ların yaklaşık 1.5 metre boyunda olan iki tane kolon'undan çıkan Come Here!, Hayt! Huyt! sesleri ile oyunu oynamak da ayrı bir zevkti. PC'nin yanında bir Amiga ve onun akabinde de Atari makinesi olduğu için her türlü makinede o kolonlar ile ses almak ayrı bir zevk oluyordu :)

İşte MK2 böyle bir oyundu. Hakkında daha bir sürü şey yazılabilecek tarihte az oyun vardır. Eğer bu oyunu oynamadıysanız önce Mortal Kombat 1'i ve bu hikayenin devamı olarak Mortal Kombat 2'yi oynamanızı kesinlikle tavsiye ederim.


Goblins

18.02.2008

İşte sonunda benim üşengeç biraderim Krokiller Goblins zamanlarını en iyi anlatacak resimleri göndermeyi başardı. E ben de bunları hemen akabinde sizlerle paylaşmak istedim tabii ki. Aşağıda bu resimlerin birer kopyalarını görmeniz mümkün ama unutmayınız bu resimleri izinsiz dağıtmak suç sayılmaktadır. Eğer ki böyle bir şey yaptığınızı görürsem veya duyarsam aramızda şöyle bir diyalog geçebilir :

Ebola-X    :  Abi bizim resimleri yayınlamışsın sitende?
Hayın Kişi  :  Evet Abi oldu öyle bir yanlışım affet beni.
Ebola-X    : Seni Kınıyorum ve Sana Laflar Hazırladım!
Hayın Kişi  :  Abi yapma bokunu yiyim!
Ebola-X    : Show me Love!

Hadi Kolay Gelsin








Şahsi görüşümdür ki  bu bilgisayar aleminde konu bir şeyi kitabından öğrenme olayı olunca insanlar ikiye ayrılıyor. Yapanlar veya yapamayanlar. Sanırım bilgisayar'ın temelindeki 1 ve 0 mantığı doğrudan işin bu kısmını da etkiliyor :) Şimdiye kadar kimi tanıdıysam ya bilgisayar kitaplarını okumayı seviyordu veya konunun tam bir düşmanıydı "ben internetten öğrenirim" şeklinde şiddetli bir savunmaya geçiyordu.

Ben şimdiye kadar bilgisayarda grafik ve müzik konuları dışında (ki bunlar programlama oluyor) ne öğrendiysem işin kitabından öğrendim. Aslında örneğin bir PHP konusunu kafama taktığım anda gider hemen bir PHP Kitabı alırım (ve özellikle ALFA yayınlarını tercih ederim. Dizgisine, şekline şemaline alıştım artık en büyük sevme nedenim bu. Alfa Yayınları! Sizin için en iyisi!) Öncelikle roman okur gibi hiç bir uygulama yapmadan okurum kitabı ve işte seven ile sevmeyenin en iyi ayrıldığı nokta! Ben kitabın teorik kısımlarını, PHP tarihçesini, nerede kullanıldığını falan filan her yerini okurum! İşte bir çok kişi işin bu kısmını sevmiyor ama bana göre bir şeyi öğreneceksen tam olarak öğreneceksin. Mesela PHP'nin ilk zamanlarda Personal Home Page anlamına geldiğini öyle herkes bilmez :) Daha Sonra PHP Hypertext Preprocessor olarak adlandırıldı (GNU : Gnu is Not Unix gibin). Smile

İkinci aşamada kitapta okuduğum yerin üzerinden bilgisayarın başında uygulayarak ve hızlı bir şekilde (bu sefer teorik yok) kitabı bir daha okurum. Bu işlemlerin sonunda halen dili öğrenemediysem ya salaklaşmışımdır (şimdiye kadar olmadı çünkü), ya kitap boktandır ya da bu dili öğrenmesi hakkaten yükten başka bir şey değildir :) Yalnız bu işlemleri yapabilirsem dediğime dikkat edin çünkü C++ konusunda bu işlemleri akıl sağlığımı koruyarak tamamlayamadım bir türlü. Kafada tutmanız gereken o kadar çok şey varki belli bir yerden sonra "Ulan bu ne bee!" diyorsunuz. Oysa C# olsun Java olsun öyle mi hiç canlarım benim. Ben bir dili kullandığım kadarından ziyade tam olarak öğrenmek istediğim için geliyor bunlar hep başıma :)

Bu işlemlerin başında belirttiğim gibi işe kitap ile başlarım fakat kitaptan sonra bitirmem tabii ki. Artık programlama dili veya program her neyse onun temel bilgisine sahibimdir. Bundan sonra internette döküman avı başlar. PDF veya CHM formatında ne kadar döküman varsa indiririm (yaşasın Emule :) onun dışında çeşitli sayfalarda yararlı bilgiler varsa bunları da sayfa sayfa çeker koyarım bir köşeye.

Tüm bunların dışında kitap yazmış arkadaşlarım da vardır. "Atılım Çetin - Bilgisayar Grafikleri" buna en güzel örnek değil midir sayın okuyucular? Ayrıyeten ekteki resimlerdeki kitapları okuyarak bilgi konusunda doruğa ulaşmanız da pek mümkün görünmektedir.


Çizgi Roman

02.02.2008

Ulen ne zamandır bir boşluk bulup şu çizgi roman konusunu yazamadım. Uzun zamandan sonra böyle çalışınca afalladım açıkçası :) İşyerine "Dead Can Dance" grubunun full albümlerini getirdim bütün gün takılıyoruz :)

Ne diyorduk bu çizgi roman olayı... Ben çizgi roman kültürünün Türkiye'de yerleşmeye başladığı zamanları bilirim ve her konuda olduğu gibi o zamanları daha bir severim. Marvel Comics firması Amerika ellerinde o örümcek adam benim bu kaptan amerika senin şeklinde coşarken Türkiye'ye ne yazıkki bu çizgi romanlardan yalnızca bazıları gelmekteydi. Örneğin 10 tane kadar bulunan Örümcek Adam serilerinden yalnızca Amazing Spider Man serisi geliyordu diye hatırlıyorum. Ayrıca Amerika'da 1. sınıf kağıda renkli olarak basılan çizgiroman'lar TR'de renksiz ve sıradan bir kağıda basılıyordu yalnız ben bu sıradan halini şu anki haline tercih ederim.

Türkiye'de çizgi roman olayı 3'e ayrılmıştı diyebiliriz. benim favorim olan Marvel Comics yayınları, DC Comics yayınları (Batman, Superman...) ve klasik Texas Tommiks :) Ben Marvel'in tarzını ve kahramanlarını daha çok sevdiğim için diğerlerine pek bulaşmadım açıkçası ama elime geçtikçe de okudum yani. Mandrake falan vardı mesela Apdullah vardı kankası :)

Daha okumayı öğrenmeden önce Teyzemin Oğlu'na ait olan Örümcek Adam Cilt #3 geçmişti elime. Örümcek Adam çizgi romanını 2 tip halinde bulabilirdiniz o zamanlar. Süper Seri ve Normal Cilt olaraktan. Normal Cilt 15 günde bir yayınlanırdı ve Süper Seri'ler 2 adet normal cildin birleştirilmesinden ibaretti (haliyle ayda bir yayınlanırdı). Ayrıca bu ciltlerin çıkış tarihleri de farklıydı. Yani süper cilt 5. sayıdayken normal cilrt 15. sayıda falandı. Daha sonraları Mega Seri şeklinde 2 adet süper seri birleştirdiler falan ama bu ellerinde kalmış olan çizgi romanları satma tekniğinden başka bir şey değildi ve artık o dönemin sonuna yaklaşılmıştı.

Tek derdim onca zaman Örümcek Adam okuduğum halde bir türlü ilk sayısını okuyamamış olmamdır. Bir gazetenin verdiği yeni dönem renkli Örümcek Adam'lardan biriktirdiğim dönem okudum ama o eski cildi hiç bulamadım. En fazla 2. sayısını okuyabildim.

O zamanlarda MArvel Comics'in Türkiye'deki yayın hakları "Alfa Yayınları"na aitti ve sanırım bu Alfa bugünkü Bilgisayar Kitapları ile ün yapmış alfa Yayınları ile aynı Alfa :) Adamlar gayet güzel iş çıkardılar ve Çizgi roman dünyasında tanınmış ne kadar kahraman varsa hepsini getirdiler. Bunlar arasından Kaptan Amerika, Hulk, Thor, ROM, Silver Surfer, Demir Adam, Fantastik Dörtlü, Punisher, Conan, Kaptan Marvel... sayılabilir ve hemen hepsinin o dönemde yayınlanan bütün sayılarını okumaya özen göstermişimdir :)

Dedim ya daha okumayı sökmeden resimlerine bakmak olsun, gece yattığım zaman anneme okutmak olsun çizgi roman olayına girmiştim bir şekilde. Teyzemin oğlu Deniz de hastası olduğu için bizim de süper güçlerimizin olduğunu düşünemiz gayet normaldi ve çocukluğumuzda sıklıkla süper kahraman olduğumuzu hayal etmemiz kaçınılmazdı :) Bu arada okumayı öğrendikten sonra kendim çizgi romanlara verdiğim için deli gibi okuyordum ve ilkokulda da okuma birincisi olmuşluğum vardır bu sayede :)

Örümcek Adam'ın halen aklıma gelen ve beni gerçekten etkileyen sayıları da vardır hani. Mesela Çakal isimli karakterin Gven Stacy'nin robotunu uyaptığı ve bir kaç cilt süren seri, Yılan kafalı yaratıklarla olan ve Örümcek Adam'ın zamanda geriye Kral Kull zamanına gittiği hikaye falan bir sonraki ay devamının çıkmasını sabırsızlıkla beklediğim hikayelerdendir.

Örümcek Adam'ın bazı sayılarında Prens Namor'un hikayeleri vardı ki ben bu kısımları hiç sevmezdim. Ulen ben Örümcek Adam okumak için almışım bana ne Namor'dan? Ama yapacak bir işimiz olmadığı için o kısımları da okurduk tabi doyasıya :)

Belirtmiş olduğum gibi Marvel'a ait olan diğer karakterler de Türkiye'de yayınlandı fakat hiç biri Örümcek Adam gibi ünlenmedi. 10-20 tane kadar cilt çıktıktan sonra olayları bitti. Yalnız bir tanesi daha Örümcek Adam kadar dayandı ki bu Ati'nin hastası olduğu Conan'dan başkası değildir. Elime geçtiği sürece okuduğum fakat sürekli bir takip olayına girişmediğim bir çizgi romandır Conan. Adamın süper güçleri bile yoktu yani nesini takip edecektim :)

Örümcek Adam'dan aklıma gelen önemli bir hadise de sanırım arada sırada Türkiye'ye gelen orijinal çizimlerin bozuk olmasından dolayı yayınlanan çizimlerin çok amatör ellerden çıkması idi ve arkadaşlar arasında buna "türk çizmiş" diyorduk. Elin amerikalısının onca güzel çiziminden sonra bu çizimler pek kesmiyordu açıkçası. Aslına bakarsanız bunları ucuz olsun diye tamamen TR'deki çizerlerin uydurup çizdiğini de düşünmüyor değilim ve şu anda bu fikir bana çok olası geldi :)

Öyle veya böyle yakın zamana kadar özeliikle sahaf'ların da yardımıyla aldığım Örümcek Adam kitaplarını okudum yalayıp yuttum ve yeni çıkan hikayelerle de pek ilgilenmiyorum açıkçası. Yalnız el emeği göz nuru biriktirdiğim kitapları annemin eşe dosta vermiş olması da beni ayrıca yaraladı ama napalım çok yer kaplıyor kitaplar :)

Yani sözün özü her şeyde olduğu gibi "o zamanlar" çizgi roman olayı da güzeldi. Bir sonraki seri çıksa da şu hikayenin devamını okusak derdik. Şimdi o kadar çok çizgi roman var ki hangisini alacağını şaşırıyor insan.

Abiiii! Bu ne yaa! araştırma yaparkene bir siteye rastladım ki olmaz böyle bir yazı :) Alın size ufak bir pasaj :

"Görüldüğü gibi örümcek de muhreşem özelliklere sahip bir hayvandır. Bütün bu özelliklerin örümcekte tesadüfen oluşması ya da hiçbir akla sahip olmayan örümcek gibi bir canlının bu özellikleri planlayıp vücuduna yerleştirmesi elbette imkansızdır. Örümcekteki bu üstün özellikler bize Allah'ın tüm canlılar gibi örümceği de kusursuzca yaratmış olduğunu gösterir.

İşte bugünlerde sinemalarımızda konuk ettiğimiz Örümcek Adam, küçük bir örümceğin sadece birkaç özelliğine sahiptir. Bu özellikleri sinemadaki bir sanal karakterde görüp de heyecanlanırken, aslında çok daha fazlasına sahip olan bir örümcek hakkında düşünmeli ve Allah'ın muhteşem yaratma sanatı karşısında çok daha fazla heyecan duymalıyız. "

Offf sayfada daha neler neler var bu ne yaa :)

Sayfa : http://www.harunyahya.org/guncel/040713_orumcek_adam.html

Alın İşte bulabildiğim kadarıyla bir kaç resim koydum bakın bakın ağlayın.